Alevi Bakış // www.alevibakis.com

Yeni Konu
Geri git   Alevi Bakış // www.alevibakis.com > Bakış Açımız / Fikir Paylaşım Platformu > Dünyaya Bakış Açımız

Alevi Bakış // www.alevibakis.com Sitesine Hoşgeldiniz.
Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz.
Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız.

Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz;
Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz.
Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...

Alevi Bakış // www.alevibakis.com

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Demokrasi söylemi ve küresel kapitalizm..
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
Görüntülenme Sayısı
34


Demokrasi söylemi ve küresel kapitalizm..

Dünyaya Bakış Açımız


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 09-10-2008, 02:37 PM
affan* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
affan* affan* isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çaylak
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Bulunduğu yer: Stuttgart
Mesajlar: 31
Tesekkür: 42
8 Mesajina 17 Tesekkür Aldi
affan* is an unknown quantity at this point
Standart Demokrasi söylemi ve küresel kapitalizm..

Demokrasi söylemi de küresel kapitalizmin *emperyalizmin* sözcüleri, akıl hocaları, burjuva siyasetçileri tarafından çok kullanılıyor. Aslında söz konusu olan liberal demokrasi veya piyasa demokrasisidir. Üretim araçlarının mülkiyeti dar bir mülk sahibi sınıfın elinde toplanmışken, kamusal alan diye bir şey kalmamışken, ne var ne yoksa özelleştirilmişken, vb. demokrasiden söz etmek abesle iştigal değilse, insanlarla alay etmektir. Zira, kapitalizmin politik alanda gerçek bir demokratik işleyişe izin vermesi mümkün değildir.

Ekonomik alanda yabancılaşmış *üretim, tüketim, dolayısıyla yaşamak için gerekli araçlardan yoksunluk durumu* bireyin, politik planda kendini gerçekleştirmesi, kendi kaderinin efendisi olması mümkün müdür? Kaldı ki, söz konusu olan şimdilerde inandırıcılığını bütünüyle kaybetmiş, tam bir sirk oyununa dönüşmüş olan temsili demokrasidir ve temsili demokrasi başlangıçta gerçek demokrasinin önünü kesmek üzere icat edilmişti.

Aslında demokrasiden söz edenler sömürü, yağma ve talan özgürlüğünün hiçbir engelle karşılaşmadan yol almasını sağlayan bir pratikten söz ediyorlar. Zaten asıl söz konusu olan da bir seçim ve temsil mistifikasyonundan başkası değil. Mevcut durumda insanlar oy kullandıkları anda tüm haklarından vazgeçtiklerini ifade etmiş oluyorlar ve seçtiklerini sandıkları da asla onları temsil etmiyor. Başka türlü söylersek insanların kaderi parlamentolarda belirlenmiyor.

Bu iletime yakın *Özgür Üniversite* kitaplığında uzun bir makale buldum.......sizinle paylaşmak istedim.

Aşağıdaki sayfada..
Konuyu tartışabiliriz.
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 09-10-2008, 02:41 PM
affan* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
affan* affan* isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Çaylak
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Bulunduğu yer: Stuttgart
Mesajlar: 31
Tesekkür: 42
8 Mesajina 17 Tesekkür Aldi
affan* is an unknown quantity at this point
Standart

Bakalım uzun okumayı seviyormuyuz
??

Büyük sermayenin hizmetindeki merkezlerde, çokuluslu denilen şirketin yönetim bürolarında, ‘uluslararası’ denilen ama uluslarla ilgisi retorikten ibaret olan kurumlarda, vb. belirleniyor... Retoriğe rağmen gerçek dünyada asıl söz konusu olan, demokrasinin gerçekleşmesi, derinleşmesi değil, sınırlı demokratik hakların ve pratiklerin de tasfiye edilmesidir. Dolayısıyla söylemle gerçek durum arasında bariz bir uyumsuzluk söz konusu...
Herhalde son dönemin en zehirli, en çok yanılsama yaratan ve en yaygın söylemi sürdürülebilir kalkınmadır.
Oysa gerçek dünyada kalkınma diye bir şey yok. Kapitalizm koşullarında mümkün de değil. Kapitalizmde geçerli olan sermayenin büyümesidir ve sermayenin büyümesinin kalkınma diye bir şey üretmesi mümkün değildir. Tam tersine, sermayenin tekyanlı çıkarını gerçekleştirmek amacıyla kurgulanmış bir ortamda sermaye sadece sosyal kötülükleri artırabilir ve ekolojik felâketi tetikleyebilir. Nitekim öyle oluyor. Geçerli retorikte önce sermayenin büyümesine [genişletilmiş yeniden üretimine densin] ekonomik büyüme deniyor ve GSMH ile ölçülüyor, sonra da GSMH artışı kalkınmayla özdeş sayılıyor. Dolayısıyla neyin büyüdüğü, büyümenin ne olduğu, kimin için ne anlama geldiği tartışılmıyor. Kalkınma İkinci emperyalistler arası savaş sonrasında oluşan ‘yeni statükoyu’ meşrulaştırıp dayatmak, sömürgeciliğin klasik/doğrudan versiyonunun ‘tasfiyesi’ sonucu ‘bağımsızlığa kavuşan’ devletleri ve bir bütün olarak de ‘çevre’ [periferi] denilen bölgeleri emperyalist sistem içinde tutmak için icat edilmişti. Başka türlü söylersek, uygarlaştırma misyonundan nöbeti devralmıştı.
Bir zamanlar uygarlaştıranlar bundan sonra kalkındıracaktı... Fakat söylemin ipliğinin pazara çıkması için fazla zaman gerekmemişti. Daha 1970’lerin başına gelindiğinde söylemle gerçek durum arasındaki uyumsuzluk bariz bir biçimde ortaya çıkmıştı. Artık önüne bir niteleme sıfatı koymadan kavramı kullanmak zorlaşmıştı. Kalkınma kavramının önüne bir dizi niteleme sıfatı getirilerek kullanılmaya başlandı. İşte endojen[içe dönük] kalkınma, bir başka kalkınma, sosyal kalkınma, alternatif kalkınma, vb. 1980’li yılların sonuna doğru da sürdürülebilir kalkınma keşfedildi ve BM Çevre ve Kalkınma Programı’nın [UNDEP] düzenlendiği zirvelerin ikincisi olan Rio Zirvesinden sonra da müthiş bir kullanım yaygınlığına ulaştı. Şimdilerde önüne sürdürülebilir sıfatı getirilmeden kullanılan bir kelime ve kavram yok gibi... Oysa daha önce başka yerde yazdığım gibi, söz konusu olan tam bir zihinsel akrobasidir. Eğer gerçek dünya’da kalkınma diye bir şey yoksa, onun önüne sürdürülebilir sıfatının getirilmesi tam bir oxymore’dur. Bilindiği gibi Kadim Grekçe’de oxymore, yan yana gelmesi caiz olmayan, zıt anlamlı [antinomik] iki kelimeyi yan yana getirmeye deniyor. Kapitalist mantık geçerliyken, çevreye duyarlı, çevre tahribatını kritik eşiğe taşımayan bir ekonomik büyüme, dolayısıyla da kalkınma mümkün değildir. Zira sermaye birikiminin mantığı, her seferinde daha çok üretmeye ve daha çok tüketmeye, kirletmeye, yok etmeye mahkûmdur. Oysa sürdürülebilir kalkınma ‘gelecek kuşakların durumunu tehlikeye atmayan, dolayısıyla doğanın kendini yenilemesini tehlikeye atmayan bir ekonomik büyümenin mümkün olduğu görüşüne dayanıyor... Dünyanın bugünkü manzarasına bakmak söylemin ne anlama geldiğini görmeye yeter...
Çokkültürcülük ve totalitarizm söylemleri için de benzer bir durum var. Sınıf farklılıklarını yok saymak üzere başka farklılıklar öne çıkarılıyor. Etnik, dinî, mezhepsel, kültürel farklılıklar asıl sorunu oluşturuyormuş gibi bir izlenim yaratılarak, kapitalist yağma ve emperyalist saldırı meşrulaştırılmak isteniyor. Elbette insanların kendi geçmişlerini, farklılıklarını merak etmeleri, araştırmaları, kendi geçmişleriyle yüzleşmeleri, tarihsel mirasa sahip çıkmaları, kimliklerini ifade etmeleri önemsiz değildir ama kültüralizmsöyleminin misyonu başka... Amaç toplumları bir arada tutan bağları koparmak ve toplum sınıflarını saldırıya açık hale getirmek, iktidarsızlaştırmak, kültüra-lizm söyleminin asıl zaafı da kültürlerin tarihsel aşındırmanın etkisinden muaf olduğu, ebed-müddet geçerli olduğu düşüncesidir. Oysa kültürler ve hiçbir kültür değişimden, tarihsel aşınmadan muaf değildir. Totalitarizm söylemiyse daha kötüyü ön plana çıkararak, insanları korkutmak, mevcut kepazeliğe razı etmek gibi bir işlev görüyor...
Şimdilerde insanlık tarihte eşine rastlanmayan müthiş bir saldırıyla karşı karşıya. Bunun kapitalizmle insan soyunun nihai mücadelesi olduğunu söylemek bir abartma değil. Ya kapitalizm insanlığı ve uygarlığı yok edecek ya da bu sefil süreç tersine çevrilecek... Bir orta yol mümkün değil, üstelik zaman da daralmakta... Bu saldırıya da ancak teorik eleştiriyle ve örgütlü mücadeleyle karşı çıkılabilir. Elinizdeki kitapta yer alan yazılar, karşı duruşun önemini ve aciliyetini kavrayanların eseridir. Bu kör gidişi durdurmak, tersine çevirmek ve insana gerçekten yaraşır, doğayla uyumlu bir dünya ve insan toplumu yaratmak gayet mümkündür. İnsan kendi ölümünü engelleyemez ama insanlığın ölümünü pekâlâ engelleyebilir denmiştir... Yeter ki, başta yeryüzünün lânetlileri olmak üzere, bu süreçten zarar görenler, felaketli gidişin faili olmayanlar, durumun vehâmatinin ve aciliyetinin, kendi potansiyel güçlerinin bilincinde olsunlar ve o potansiyeli realize etme iradesini, cesaretini, basiretini ve yeteneğini ortaya koyabilsinler... Bu dünyada hiç bir şey insan iradesinden ve insanın bilinçli eyleminden bağımsız, kendiliğinden ortaya çıkmadığına göre...


Kaynak; * Bu makale özgür üniversite kitaplığından yayınlanan* "küresel kapitalizmi meşrulaştıran söylemler" adlı kitabın önsözüdür.
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

« - | - »

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


WEZ Format +3. Şuan Saat: 08:07 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 20, 21, 19, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 95, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 178, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 374, 375, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 394,