![]() |
| Yeni Konu |
|
|||||||
| Azınlıklar Sorunu Ülkemizdeki azınlık sınıfında olan tüm Halkların tartışma alanı. |
| Alevi Bakış // www.alevibakis.com Sitesine Hoşgeldiniz. |
|
Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz.
Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz... |

| ||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
||||
|
Tabuyu yıkmak isteyenler İşte bütün bunlar, örneğin Leyla Zana gibi milletvekili seçilen birinin, bu konuda devlet içindeki tabuyu yıkmak amacıyla kendisini Kürt diye tanımlamasının nedenini anlaşılır kılıyor. Gazeteci Yelda gibi entellektüellerin de, azınlıklar gibi toplumda tabu olan konularda halka ayna tutan, üzerinde tartışılmaya, konuşulmaya başlansın diye yazdıkları kitaplar nedeniyle, neden Almanya’ya gidip bir yıl gibi bir süre orada yaşadığının anlaşılmasına da yardım ediyor. Yelda,onu takdir ediyorum; 1996 yılında yayımlanan kitabında, azınlıklar ve toplum konusuna eğilip, resmi olarak tanınsın tanınmasın, haklarında konuşulsun, konuşulmasın ya da tabu kabul edilsin edilmesin, azınlıkların Türkiye’de vatandaş olarak ihmal edildiğini somut biçimde ortaya koymuştu. ![]() Bilgi alış verişi yapalım arzu ederseniz.. Kesin olan, Kürtler’le 20 yılı aşkın bir zamandır süren savaşın, Türkiye’deki milliyetçiliği daha da kışkırttığı, resmi Türkleştirme politikasını daha da sertleştirdiği ve Türkiye’deki etnik ve kültürel gruplara karşı önyargıları da arttırdığı.Savaş milliyetçiliği kışkırtıyor Özel Sabancı Üniversitesi’nden bilimadamları şimdilerde, Türkiye tarihinin sürekli milliyetçilerce kendi amaçları için kullanıldığını ve akademisyenlerin dünyasında bu durumun son zamanlarda yavaş yavaş değişmeye başladığını kabul ediyorlar. Özeleştiri yaparak, Türk milliyetçilerin 19. yüzyıldan kalma korku, önyargı ve düşmanlıklarını günümüze kadar taşımayı başarmaları sebebiyle, Türkiye’de azınlıklarla etnik ve kültürel gruplara giderek daha da artan korku ve güvensizlikle bakılır hale geldiğini kabul ediyorlar. Devlet üniversitelerindeki bilimadamları da zaman içinde azınlıklar konusuna daha eleştirel ve aydınlatıcı bir bakış açısıyla yaklaşmaya başladılar. Örneğin Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Baskın Oran, "Kürtler ve Türkler eşit haklara sahip deniyor ve hatta Kürtler’in Cumhurbaşkanı bile olacağı söyleniyor. Bu, ilk bakışta doğru bir söylem. Ancak aslında göstermelik. Elbette ki bu ülkede Kürtler ya da azınlıklar gerçekten en yüksek devlet kademelerine gelebilir. Ancak bunun için yüksek bir bedel ödemek zorundalar: Gerçek kimliklerini ifşa edemez, yani açıklayamazlar der. |
|
||||
|
Dini azınlıklarla etnik kimliklere davranış farklı mı? Bunlara bakıldığında, Türkiye’de farklı dini kimliğe sahip olanların farklı bir ulusal azınlık mensubundan daha az sorun yaşadığı izlenimine kapılabilir. Ama bu doğru değil. Devlet bu konuda da gözünü dört açarak dini azınlıkları da yakından takip ediyor ve fazla dini çeşitliliğin (örneğin İslam içindeki diğer mezheplerin) ilerlemeyi tehlikeye atacağı uyarısında bulunup, genel bir Müslüman kimliğini savunuyor.(Bizim Aleviler Türkiye genelindeki nüfusun % 36 temsil ediyor) Semir Kaya"ya ait tartışabileceyimiz bir yazı buldum>şöyle.... Dini azınlık olarak kabul edilen ve sayıları 14 milyonla Türkiye nüfusunun yüzde 20’sine denk gelen Aleviler Müslüman diye tanımlanıyor ki, Aleviler bir süredir misyonerlik faaliyetlerine başlayarak "doğru yoldan" ayrıldılar. Ancak bu arada cemaatlerini hukuksal olarak 2002 yılından bu yana "alevi" diye tanımlama hakkına sahipler. O zamana dek Türkiye’deki diğer gruplar gibi dini kullanarak ayrılıkçılık yapmaya çalışmakla suçlanıyorlardı. Alevilerin bir yıl sonra, yani 2003 yılında "Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı” kurmaları, gerçekten etkileyici. Bu arada Alevilerin dörtte birinin aynı zamanda Kürt olduğunu da belirtmek gerekiyor. 1925 yılında nüfusun yüzde 25’ini oluşturan ama günümüz Türkiye nüfusunun sadece yüzde 0, 01’ine tekabül eden, sayıları 100 bin civarında olan Hristiyan azınlıklar da, diğer azınlıklar kadar ihmal ediliyor. Türkiye’de din adamı yetiştiremedikleri gibi, yurtdışından din adamı getirmelerine de izin verilmiyor. Bunun yanı sıra yeni kilise ya da ibadethane inşa etmeleri ya da açmaları olanaklı değil. Hristiyan azınlıklar içinde en büyük grup olan Ermeniler, dini azınlık olarak tanımlanmalarına rağmen, etnik azınlık olarak kabul edilmiyorlar. Ermeni ve Yunan cemaatleri, kendi okullarını açabiliyorlar ancak cemaat olarak hukuki bir statüye sahip değiller. Ekümenik Patriklik sıfatı beklentisi İstanbul’daki ekümenik patriklikten papaz Dositheos Anagnostopoulos bu konuda şöyle konuşuyor: "Türkiye ile ilerleme kaydetmek isteniyorsa, normal anlamındaki tam bir diyalogdan söz etmek mümkün değil. Belki onun yarısı kadar "dışarıdan" gelen ve "zıtlıklar" içeren kısıtlı bir diyalog yürütmek gerek." Konstantinapol Ortodoks Patriği’nin dünya Ortodokslarının liderliğini yapabilmek için "Ökümenik Patrik" sıfatını ne zaman alacağını kimse bilmiyor. Bütün bunlar, azınlıklar konusunda devlet ve toplumun birbirine tezat bir bakış içinde olduğu yönünde bir tablo ortaya seriyor. Çünkü azınlıklar başarılı olduklarında, övülüyor, onlardan gururla bahsediliyor ama aynı zamanda onlardan tam bir "Türk" yapılıyor. Bu işleyişe uymayan azınlıklara güvenilmiyor ve şüpheyle bakılıyor. Türkiye bu hayali korkularını bir kenara bırakır ve milliyetçi asimile politikasından vazgeçerse, o zaman kaybolup giden kültürel mozaiğiyle de gerçek anlamıyla yeniden gurur duyabilir. Ancak bunun olabilmesi için devletin okul kitaplarını yeniden yazması ve kendi vatandaşlarına nihayet güvenmesi gerek. Kaynak; Semira Kaya |
|
||||
|
bu ülke yeterince bölünmüş durumda zaten,asırlardır birlikte savaşan arabı,kürdü,ermenisi... şimdi birileri tarafından bölünmeye çalışıyor.Kendilerini osmanlı torunu sanan sözde vatanseverler ırk ayrımı yapıyor,halbuki osmanlının topraklarında güneş batmamasının sebebi hiç bir zmaan ırk ayrımı yapmamış olmasıdır.Irk ayrımı Kuran'da bile yasaklanmıştır.
|
| Teşekkür : | ||
affan* (09-26-2008)
| ||